High-Rise: Invasion – Tenkuu Shinpan [Manga] [2014]

Paylaş:

Bazen olur da bazı serilerden kaçınırsınız hani. Uzundur, kapağını sevmezsiniz, ilk sayısı hoşunuza gitmez, neyse ne artık. İşte High-ise: Invasion (Tenkuu Shinpan) benim için o gruptaydı. Ne büyük yanılgıya düşmüşüm…

Mangaka: Tsuina Miura (Hikaye), Takahiro Oba (Görsel)
Yıl: 2013-2019
Bölüm: 258+2
Durum: Tamamı İngilizce taranmış
Not: 8,5/10
Diğer bilgiler: Ajin’le zaten genel bir başarı çizgisi edinmiş olan Tsuina Muira’nın böyle iyi bir seriyle devam etmesi hiç de şaşırtıcı olmadı.

Konu

Kahramanımız Yuri Honjo, gözlerini garip bir binada açar. İlk gördüğü şeyin kafasına balta yiyerek ölen biri olması her ne kadar onun için şok edici olsa da, her akıllı insanın yapacağı gibi korkusunu kabullenip kaçmaya başlar. Bulunduğu binanın tek gidiş yolu olan çatıya çıktığında, kendini nasıl geldiğini bilmediği ve anlamadığı bir şehirde bulur. Peşinde eli baltalı ve yüzünde maske olan bir katille, saklanacak yeri olmadan kaçmaktadır.

Etrafına baktığında sadece onlarca gökdelen ve kaçış yeri olmayan çatılar gördüğünü düşünen Yuri biraz dikkat ettiğinde ise binaların asma köprülerle birbirine bağlandığını fark eder. Demek ki bu garip ortamdan kaçmanın bir yolu vardır. Bilmediği şey ise, bu garip yerde köprüler ve maskeli katil dışında başına neler gelebileceğidir.

Düşünceler

Görüldüğü üzere temelde basit ve kısır gibi görünen bir konuyla başlayan HRI’a sadece buradan hareketle hiç şans vermemiş benim gibi garip insanlardansanız, bilin ki çok büyük bir hata yapmışız ve hala yapanlar olduğundan da eminim. O kadar hızlı gelişip, aldığı ivmeyle o kadar hızlı sarmalıyor ki, insan olduğu yere çakılıyor diyebilirim.

Küçük detayların yorumlandığı mevzu cidden hoş. İntihar edenlerin düşüşünü izlemek, çarpma efekti, sıfır seviyesine inmenin yasak olması, farklı maske ve yeteneklerin açığa çıkması, gücün tek bir yerde toplanabilmesi için önce bölünmesi ve üç farklı başlıktan sarmalanması gibi ince detaylar güzel olmuş. Diğer yandan her seferinde ne olacağını bilmek sıkacak diye düşünürken, aslında psikolojik olarak insanın ölüme hiçbir zaman sıradan şekilde bakamayacağı gerçeği de kendini gösteriyor. Seri, normalleştirmeyi anlatır gibi görünüyor ama normalleştirmenize de izin vermiyor.

Şurası kesin ki çizimler gerçekten çok iyi. Tarama ve gölgelendirmeler dâhil hem konuda tutmayı hem de karakterlere bağlamayı çok iyi başarıyor. Genel bir bakış olarak, aksiyon ve korku birleşimi serilerde geçişler ve sadelik bir şekilde düzgün şekilde iletilemezse, uzaklaşıp rafa kaldırıyorum. Ama bu sefer öyle olmadı tabii.

Karakter çizimleri de çok başarılı. Buna ifade becerilerini de eklemek lazım. Sniper Mask, Yuri, Mayuko Nise, Kuon ve Riko sizi tamamen konuda tutmayı başarıyor. Bir de işin içine matematik, strateji ve bilinmezlikler girdiğinde, olgun bir manga ile karşı karşıya olduğunuzu fark ediyorsunuz.

Burada şunu belirtmek lazım: Çok iyi ve sürükleyici bir seri olmasına rağmen, aynı herkesin taptığı Death Note gibi garip ve kilitli kalan bir takım hataları da mevcut. Bazı bölümlerde “neden ki” diyor, son sayıda ise “ne gerek vardı” hissiyatına kapıldığınız oluyor. Ama bunu da ufak bir virgülle anlatayım ki, aslında “ne gerek vardı” kısmının açılımı “bir önceki hikayenin devamı olarak anlatılabilirdi ama bu kadar kasmaya lüzum yoktu” şeklinde. Yani aslında tahminime göre 260 değil, belki çok daha uzun planlanmış ama seriyi toparlayıp hızlandırmak ve sonlandırmak için biraz ekleme yapılmış hissi veriyor.

Kardeşlerin arasındaki güven ve rekabet ilişkileri dengeli ele alınmış. Her ne kadar dengeli derken aslında “çok saçma” dedirtebilen noktalara ulaşabilse de, manganın ilerleyişi sırasında çiçek açma noktaları için bu tarz gerçek dışı temasların olması da kaçınılmazdı zaten. Bilinmez, düşük seviye ve ortalama kahramanları sürekli olarak yer değiştirmesi ama aslında kendi tutarlılıklarına uygun olarak bulmaca parçaları gibi ilmek ilmek işlenmesi sizi hem rahatsız hem de istemsizce taraf gibi hissettiriyor.

HRI’ı iki başlıkta ele almayı unutmayın. İlki çok ciddi bir mantık ve emek üzerine oturtulmuş hikaye, anlatım ve korku örgüsü. Psikolojik bir yapım olarak bile düşünmek olası. Eğer düzgün şekilde takip ederseniz, bir süre sonra “ben olsam nasıl davranırdım” düşüncesinden kendinizi alamıyorsunuz. Bunun güzel tarafı da bir takip mekanizması yerine, hikayenin parçası olmanızı sağlaması.

İkinci başlık ise tabii ki “fan service”… Bu kadar sert bir yapımda (kafalar kesiliyor, patlıyor, birileri vuruluyor, ölüm bu evrenin bir yapı taşı, tanrı ve hizmetkarları çok sert davranıyor vs) dengeyi tutturmanın yolu sizi biraz da dışarıda tutmaktan geçiyor. Erkekler için liseli kızlar, genç kadınlar, hatunlar için de yakışıklı, karizmatik ve zeki erkekler bu dengeyi sağlıyor.

Toparlayalım lütfen

Nihayetinde taş gibi bir hikayeden bahsediyoruz. Bazı garip denklem hataları, bir kısım ifade ve hesap hataları olsa da üzerinde çok sıkı zaman harcandığı belli olan ve bunları toparlamak için de ciddi altyapı sunan bir hikaye hem de. Bence herkesin okuması ve bir şekilde farkına varması lazım.

Tek cümleyle özet geçsek?

Liseli kız ve oğlanların dünyayı/yaşamı kurtarması hikayesine farklı bir bakış olmakla beraber, tam not etmez ama notunu çok kırmak için de zorlamak gerekiyor.