Yazılar

Golden Boy [OVA][1995]

 

Kahramanınızı nasıl tanımlarsınız? Günü kurtaran, haftayı, belki o ayı kurtaran adamı anlatmanız istenirse ne düşünürsünüz, ne yazarsınız?

Oe Kintarou’yu anlatmakla ilgili ilk fikirler aklıma geldiğinde, bayağı bir düşündüm. Basit, enerjik, akıllı, zeki, sıradan, atletik, çocuksu, erkeksi, heyecanlı, sapık ve daha sürüyle sıfatı aynı karaktere ve seriye yakıştırmak mümkün.

Golden Boy, Tatsuya Egawa’nın aynı isimle 1993 – 1998 yılları arasında yayınlanmış manga serisinin kahramanı Oe Kintaraou’nun, TV izleyicileri için hazırlanmış olan 6 bölümlük komik hikayesini anlatan bir OVA.

Bölümler, 25 yaşında üniversite derslerinin tamamını vermesine rağmen mezun olmayan ve okulu bırakıp, bisikletiyle hayatı öğrenmeye çıkan Oe’nin yolculukları sırasında çalıştığı yerleri ve deneyimlerini anlatıyor.

İlk bölümde bir yazılım firmasında, ikinci bölümde bir parti seçim merkezinde, üçüncü bölümde bir restoranda, dördüncü bölümde bir yüzme okulunda, beşinci bölümde bir tapınakta, son bölümde ise bir animasyon stüdyosunda çalıştığı zamanlar ve oralarda tanıştığı insanlar ve hatunlar aktarılıyor.

Golden Boy’un sapıkça ve 16 yaş üzeri için anlatılmasının bir sebebi var tabi. Bütün çalıştığı yerlerde, bir şekilde iş arkadaşları ya da patronlarının hatun olması, sadece hatun olmakla kalmayıp genelde seksi olmaları, onların normal yaşantılarında yer edinen Kintaro’nun hareketleri ve daha bir çok dış etken, OVA’nın yaş seviyesini yükseltiyor.

Zaten gereğinden fazla hareket eden göğüslerin ve kalçaların yanına, bir de Kintarou’nun düşünceleri ile yaptıkları eklenince, ne kadar sapıklaşsa da seyretmeye doyum olmayan bir komedi çıkıyor. Naif bir delikanlı olarak bize aktardıkları, çoğu yerde “ben de olsam aynısını yapardım” etkisi yaratmasının haricinde, onu bir şekilde de kahramanlaştırıyor.

Acımasızca eleştirmek ve Golden Boy’a olan aşırı eğlenceli zamanlarımın borçlarını bir kenara bırakırsak, aslında Golden Boy tek başınıza ya da yakın arkadaşlarınızla izlemeniz gereken bir çalışma. Öyle ya da böyle, bazı sahneler ve konunun genel ilerleyişi, aile yapısını aşıyor. Zaten sansürlü ve sansürsüz olarak iki farklı sürümü yayınlanan çalışmanın, bireysel seyir zevki içerdiği de anlaşılıyor. Genelde şakayla karışık ve “bakir” erkek gözüyle anlatılan olayların keyfi de zaten espirileri incelemeden, biraz sapıkça güldüğünüzde anlaşılıyor.

Animasyon kalitesinin harika ama çizimlerin eski model olduğunu da ekleyelim. Nihayetinde 1995 yılının çizim tekniklerine sahip. O zamanın tadını alabilenler için (bendenizi o gruptan sayabilirsiniz) inanılmaz bir keyif olsa da, yeni nesil anime teknikleri ve çizimlerde bilgisayar yardımı göz önüne alınırsa, haliyle basit kalıyor. Buraya ufak bir paragraf açıp, şunu da ekleyeyim gerçi; tamam teknik eski ama, karakter tasarımları, aksiyonların anlatımı, karakterlerin anlık hissiyatrlarının belirtilmesini başka bir animede böyle detaylı göremezsiniz. Espiriyle harmanlaşmış çizimlerin yeteneği, hatuna bayılınca kurt olup uluyan, sapıkça düşünceler aklına gelince eli cinsel organa dönüşen, ciddileşince kahraman haykırışı yapan Kintarou’da bitiyor.

Sesleri ve müzikleri çok fazla incelemeye gerek yok. Hepsinin de yerinde, kıvamında ve tüm olaylara uygun olduğunu belirtip geçmek yeterli olacaktır.

Tek bir ekleme yapmam gerekirse, normalde animelerin orjinal sesi haricinde, asla başka dillerde güzel olmadığına inanan bir kimse olarak ben, eminim ki benim gibi düşünen binlerce kişi bulabilirim ki Golden Boy’un ingilizce seslendirmesi de en az orjinali kadar inanılmaz. Espirilerin kendi dilinde karşılığını kullanan ses sanatçısı, Golden Boy’un hakettiği enerji, kişilik, o anlatımı tamamen yansıtabilmiş. Her iki dilde de bulabileceğiniz çalışmayı kesinlikle beğeneceksiniz.

Son söz olarak Golden Boy’dan nefret etmenizi sağlayacak tek şeyin, 6 bölüm ve yaklaşık 3 saatlik seyirden sonra bitmesi olacağını ekleyeyim.

Bölümler:

 

Lesson 1: Computer Studies

Lesson 2: The Temptation of The Maiden

Lesson 3: DANGER! The Maiden’s First Love

Lesson 4: Swimming In The Sea of Love

Lesson 5: Unstoppable Youth

Lesson 6: Animation Is Fun

 

“Hoşuma Giden Şeyler”in kralı. Anime sever, Beşiktaş aşığı, kafasına esen animelerin altyazılarını yerelleştirmeye çalışır.
Arada anime inceler, genelde ters köşe olma ihtimali olan cümlelere sahiptir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir