Yazılar

Fate/Stay Night: Unlimited Blade Works [Film] [2010]

2006’daki Fate Stay/Night’ın televizyon ekranlarındaki başarısı ona birçok kapı açtı. Tabi ki en önemlilerinden bir tanesi, Visual Novel (etkileşimli ve hikaye bazlı statik grafikli oyunlar?) ile gelen paralel hikayeler.

Bu hikayede kahramanlarımız ve olaylar aynı zamanda, aynı yerde ve aynı sahnelerde geçiyor olmasına rağmen, aslında TV serisini takip ederken merak ettiğimiz ya da çok sonradan aydınlanma yaşayıp fark ettiğimiz detayları direkt olarak anlatıyor. Aslında daha doğrusu, Visual Novel’ın içeriğinde üç farklı hikaye ve her biri için ikişer farklı son olduğunu hesap edersek, biz ikinin üçünü izliyoruz sanırım. Sırf bu yüzden bile izlenmeli, anlamalı ve zafer turu atılmalı diyebilirim.

Temel olarak TV serisinin aynısı olarak, gene olarak Fuyuki’de geçiyor.

Bir önceki Kutsal Kase mücadelesinde yerle bir olan bir kentten sağ kurtulan Emiya Shirou, bir magusun himayesinde büyür. bir süre sonra onu da kaybeder ve kendisini hayat mücadelesinin ortasında bulur.

Oturduğu evde okul arkadaşı ve öğretmeni ile birlikte mutlu bir hayat sürerken (birlikte yaşamıyorlar, onlar sadece aşçı ve gözetmen diyebiliriz), bir yandan da belli belirsiz büyü güçlerinin de yardımı ile bozulan araç gereci gidermekle uğraşmaktadır.

Günün birinde olan olur ve Kutsal Kase için yeni bir savaş başlar.

Savaşın adresi gene Fuyuki şehridir ve Emiya’nın da içinde bulunması kaçınılmazdır.

Kutsal Kase için yapılan bu savaşın mantığı şöyle işliyor;

Toplamda yedi büyücü seçiliyor ve onları güç ve becerilerine göre hizmetkarları takip ediyor. Bu hizmetkarların da tarihsel önemliliği olan karakterlerden seçilmesi ayrı bir hoş tabi. Örneğin Hercules, Zeus’un oğlu olan yarı tanrı. Ya da Saber, taştan kılıcı çekip tahtın sahibi olan Kral Arthur. Veya Gilgamesh, tarihin en zengin savaşçısı diyelim mi?

Gerçi bunların dışında ara karakterler de var. Örneğin Tohsaka’nın hizmetkarı Archer’ı ele alalım. TV serisinden farklı olarak, bu filmde Archer’in gerçek kimliğini öğreniyoruz.

Yani bu film için, dizide biraz uyanık değilseniz fark edemediğiniz cevaplar üzerine kurulu bir yan senaryo diyebiliriz.

Bu arada filmin senaryosu daha bir karışık, fazladan sorun yaratma ve kuyu kazma, ince hesaplarla seyirciyi kıstırmaya çalışma şeklinde gidiyor ki bu da sonuna kadar izlemeyi daha bir şenlikli hale getirmiş.

Buraya kadar her şey güzel gibi gidiyor ama hiç mi sorunu yok?

Aslında pek yok. Çizimler kesinlikle FSN’nin bir tık üzerinde. Animasyonların düzeyi de geliştirilmiş. Müzikler gene Kenji Kawai’nin güzel ellerinden çıkma, bilindik şaheserler.

Sıkıntı diyebileceğim ilk şey, konuya bağlı olmasına rağmen dağınık yayınlanmasından dolayı, insanda “TV serisinden sahneler kopyalanıp yapıştırılmış, sonra da çok bariz belli olmasın diye araya ekstra hikayeler eklenmiş” havası gibi ama o kadar farklı bir mevzuya dönüyoruz ki, farklılaşmanın sorun olmadığını fark ediyoruz.

İkincisi ise FSN’de göremeyeceğiniz kadar kan ve vahşet içermesi. Serideki vurmalar ve kırmalar yerini kol bacak kopartmalara, delik deşik edip sadist bir keyif almaya gitmiş neredeyse. Tek başınıza izlemeyecekseniz, bunu muhakkak göz önünde bulundurun.

Benim için çok başarılı ve izlemekten bolca keyif aldığım bir film oldu Unlimited Bladeworks. Ayrıca Archer’in öngörüşlü bir karakter olarak yaratılmış olması ve bunda tutarlı olmuş olmasının getirdiği mutluluğu da hafife alamam. Saber gibi uzun süreler aklımızdan çıkmayan bir dişi karaktere de sahip olduğuna göre, sanırım izlemek için yeterli doneye sahipsiniz artık?

“Hoşuma Giden Şeyler”in kralı. Anime sever, Beşiktaş aşığı, kafasına esen animelerin altyazılarını yerelleştirmeye çalışır.
Arada anime inceler, genelde ters köşe olma ihtimali olan cümlelere sahiptir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir