Yazılar

Fate/Stay Night [TV] [2006]

Kutsal Kase için yapılan bir savaş, geçmişin savaşçıları ve onların efendileri. Fate Stay/Knight yeterince enteresan.

Esasında 2004 yapımı bir oyun olan FSN, 2006’da TYPE MOON kalitesiyle serileştirildi. Her ne kadar anime temelde oyunla paralel gitse de, kesinlikle ondan daha fazla beğenildiği aşikar.

 

Bir güç savaşı, bir yarışma aslında tüm konunun başlangıcı.

Doğru zaman geldiğinde 7 efendi ve onların 7 hizmetkarı ölümüne bir mücadeleye girişirler.

Amaçları, Kutsal Kase’yi kazanmak olan, ölümüne bir yarışma bu.

Kutsal Kase’yi bu kadar değerli kılan da, onu ele geçiren hizmetkar ya da efendinin bir arzusunu gerçekleştirecek olması. Herkesin bir dileği, herkesin bir isteği, herkesin bir arzusu olduğu için de, üzerine savaşılacak bir materyal haline geliyor.

 

Kahramanımız Emiya Shirou ortalama bir genç. Ne bu yarışmadan, ne Kutsal Kase’den, ne olacaklardan ne de olmuş olanlardan haberi var. En iyi becerebildiği şey, ufak bir büyü kalıntısı yardımı ile onarılması zor ya da imkansız şeyleri tamir etmesi. Bu konuda da bayağı ünlü.

Ama gene de onun için hayat iki parça.

Emiya Shirou, uzun yıllar önce büyük bir faciada ailesini kaybetmiş ve evlatlık alınmış. Evlatlık olduktan sonraki hayatı ise onun hayallerini “koruyucu bir savaşçı” gibi olmakla süslemiş. Babasının -onu evlatlık edinen babasının- izinde, güçsüzlere yardım etmek gibi arzulara sahip.

Hayat nasıl kimseye eşit davranmıyorsa, büyü güçleri olmayan ve doğru dürüst kavga etmesini bile bilmeyen bu çocuk, bir anda kendisini anlamlandıramadığı bir kavganın içinde buluyor.

Eş kahramanımız ise Shirou’nun hizmetkarı Saber.

Shirou tam da köşeye sıkışmışken, bir anda ortaya çıkan sarışın, dişi bir şövalye. Saber’in hikayesi ilk sezonun (yani ilk 12 bölümün) ardından tam açıklansa da, buraya kadar sadece zırhlar içinde bir prenses görüntüsü vermekten şaşmıyor. Görünmez kılıcı ve ciddi bakışları ile kalbimizden bir parça çalan Saber, hizmetkarlar arasında en dik ve odun kafalılardan da bir tanesi. Gerçi zaten neredeyse tüm şövalye portreleri böyle çizilir. Krallık ve kral için savaşırken, neye gülümsemeleri gerektiğini asla bilmezler.

Üçüncü karakterimiz Rin Tohsaka. Shirou’nun okuluna transfer olan Rin, güçlü bir büyücü ve onun hizmetkarı da gizemli karakter Archer.

Diğer ara karakterleri es geçiyorum ve genel bir toparlama yapıyorum.

Öncelikle bu savaş yakıp yıkıyor. Bunu bilmek lazım.

Sonra Emiya’nın gücü konusu var. Her ne kadar serinin başlarında sadece elektrikli aletleri tamir edebilen ve ortalama bir öğrenciden daha sıcak kanlı gibi resmedilen bir adam olsa da, dizinin ilerleyen bölümlerinde bir şekilde çok daha güçlenen ve yeteneğini olması gerektiği gibi kullanmasını öğrenen birisine dönüşüyor.

Her hizmetkarın olduğu gibi, Saber’ın da asıl geçmişi başlarda muamma. Onu genel olarak zırhlarla ve Shirou’nun hareketlerine anlam veremezken görüyoruz. Öğrendiğimiz kadarıyla bu oyundaki en güçlü karakterlerden bir tanesi. Hatta belki en güçlüsü ama maalesef Shirou gibi büyü gücü olmayan ya da aşırı derecede az olan bir efendi tarafından çağırıldığı için asıl gücünü kullanamıyor. Hizmetkarların özel ve yıkıcı güçleri de var. İlk bölümlerde Saber’ın gücünün “Excalibur” olduğunu görüyoruz ama buna da fazla güvenmeyin.

Üçüncü karakterimiz Rin Tohsaka. Esas karakterlerden birisi olmamakla beraber, hikayeyi yürümeye zorlayan öğelerin başında geliyor. Büyü gücü ve muhakeme yeteneği sayesinde Emiya’nın hayatta kalmasını sağlıyor. İşin içinde daha karışık hikayeler de var ama bunları sonraki bölümlerde izliyoruz.

Rin’in hizmetkarı ise, hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğimiz ama animeyi ortalamadan biraz daha odaklı bir dikkatle izleyen herkesin fark edebileceği anlatımları olan Archer. Yok animeyi izlemem derseniz de oyununu oynayın, o zaman mevzuyu komple çözebilirsiniz. Archer’ın özel gücü ise böyle bir gücü olmaması. Enteresan ama, sanırım en net biçimde böyle anlatılabilir. Onun “Unlimited Blade Works” (Sınırsız Kılıç Atölyesi) dediği “Reality Marble” (Gerçeklik Küresi), diğer hizmetkarların bile tam anlam veremediği bir fenomen diyelim. Olayların genel akışından da, bu olan bitenin nasıl birbiri ile bağlantılı olduğunu çıkararak mevzuyu çözebilirsiniz.

 

Karakterlerimizden bir tane önemli olanı da Illyasviel von Einzbern. Çok ciddiye alınmamakla beraber, gücü normal karakterlerin kat be kat üzerinde olan ve hizmetkarı da sınırları zorlayan bir karakterimiz. Ama asıl önemli olan, son büyü güçleriyle alakadar olan kısmı ki, bunu da seriyi izlerken öğrenmeniz daha sağlıklı olacak.

 

Hakkındaki bilgilere gelirsek, FSN’nin animasyon kalitesi çok başarılı. Arada inanılmaz hatalar olmasına rağmen, genel olarak bir oyun oynuyor havasındasınız. Hatta sanki bir visual novel (görsel hikaye) okuyor/izliyor gibisiniz. Emiya’nın burnunun yok olduğu ve ellerinin geometrisinin kaybolduğu bazı sahneler dışında, serinin genel olarak kalitesi çok iyi durumda.

Müziklerine de diyecek hiç lafım yok. İlk yarı (13 bölüm) ve ikinci yarı (13 bölüm) giriş ve çıkış parçaları fevkalade. Aksiyonlardan önceki geçiş müzikleri harika. Alt seviye şarkıları da dinlenmeye değer. Yani yeterinden fazla iyi.

Hikaye zaten çok güzel. Hele ki oyununa bir şekilde başlarsanız, çoğu detay gözünüze daha sert batıyor.

Yalnız şunu söylemeden geçmemem lazım ki, hikayeyi anlatırken çok boşluk vermişler. Yani Illya’nın durumu, Tohsaka’nın yardımcı karakterlikten çıkamayışı, Archer’ın aşırı nihilist tavırlarının sebepsizliği, Emiya’nın babasının geri planı vesaire, daha da gider bu. Çok fazla boş yere açıklanması gereken ama açıklanmamış şey bırakmışlar. Sanki 3, 4 sezon izlenmesi lazımmış gibi geliyor.

Bir de bu seri sanki Shingetsutan Tsukihime’nin daha toparlanmış hali gibi. TYPE MOON biraz eş düşeylerde ürünlerle yürümüş intibası bırakıyor. “Tuttu bu, yenisini yapalım” gibilerinden.

 

Gene de kim ne derse desin, kendisini izlettiren, sevdiren ve takip ettiren bir seri olduğu açık. Bunca seneden sonra tekrar izleme isteğim varsa bir animeyi, bence o yeterince başarılı olmuştur arkadaş.

 

Bölümler;

 

The First Day
Fateful Night
Opening Act
The Strongest Enemy
Two Magi (Part 1)
Two Magi (Part 2)
Despicable Act
Discordant Melody
Elegance in the Moonlight
The Calm Interlude
Temple of Blood
Splitting the Sky
Winter Castle
The End of the Ideal
The Twelve Trials
The Sword of the Promised Victory
Mark of the Witch
Decisive Battle
The Golden King
Distant Trace of a Dreams
The Star of Creation That Divided Heaven and Earth
Result of a Wish
The Holy Grail
The All Too Distant Utopia

 

“Hoşuma Giden Şeyler”in kralı. Anime sever, Beşiktaş aşığı, kafasına esen animelerin altyazılarını yerelleştirmeye çalışır.
Arada anime inceler, genelde ters köşe olma ihtimali olan cümlelere sahiptir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir