Yazılar

Campione! Matsurowanu Kamigami to Kamigoroshi no Maou [TV] [2012]

Konu bulma sıkıntısı ya da hemen yayın saati doldurma amacıyla başlayan işlere oldum olası gıcığımdır.

Hele ki bir de “senenin en kolay izlenen çalışması”, “dergilerin ödüllü serisi” falan gibi reklamlarla pazarlanmaya çalışılıyorsa, direkt kaçmak lazım o piyasadan. Nihayetinde eğer bir seri kaliteliyse ya önden haberi gelir, olmadı yayınlanma zamanında önerilmeye başlanır.

Campione’ye gelirsek;

Dünya üzerinde 7 tane özel karakter var. Bunlar normal insan olmalarına rağmen, enteresan bir güçleri ve sıfatları var. Onlar en az birer kafir tanrı öldürmüşler ve Campione haline gelmişler. Kralların kralı olmuşlar.

Kahramanımız Kusanagi Godou, sıradan bir çocuk ve dedesinden ona verilen bir görevi yerine getirmek için İtalya’ya gidiyor. Elindeki kara büyü kitabını istenen yere bırakması lazım. Burada tanıştığı Erica Blandelli ise ona hiç beklemediği bir maceranın kapılarını açıyor.

Bir şekilde kendisini kafir tanrı Verethragna’nın karşısında buluyor ve onunla savaşıyor. Nihai olarak da galip çıktığı bu savaş, ona 7. Campione olma hakkını ve sıfatını sağlıyor.

Konu bu kadar, zaten kısa bir seri ama izlemeye değer mi?

Bir kere animeyi sürükleyen ve izlettiren şey, kesinlikle bu konu değil. Maalesef ki burada anlatılan hikaye iyi açıklanmadığı ve düzenlenmediği sürece, ki buradaki sorun da bu, elinize orta kalite bir harem çalışması kalıyor.

Konunun enteresan olduğunu kabul etmek lazım. Evet, animelerin genel sürükleyici gücüne baktığınızda çok enteresan şeyler çıkıyor zaten ama tanrıları yenmek ve sonra tanrılardan daha güçlü bir insan olmak ama bunu insani sınırlar içinde dizginlemek gibi bir konsepti işleyebilmek akıl işi. gönül isterdi ki seri birkaç sezon ya da birbirini izleyen farklı sezonlar halinde yapılsın da izleyelim ama tek kalemde bitirmeye çalışırken eldekinin de öneminden kaybedilmiş.

Animasyonlar aslında hiç fena değil. Dövüş sahneleri ve çevre çizimleri bayağı etkileyici. Genel olarak birbirlerine girmiyorlar ve detaylandırılması için bayağı emek sarf edilmiş. Burada hakkını yemiyorum ve gereken puanı verdiğimi belirtiyorum.

Sesler ve müzikler de ortalama işte. Ne çok güzel, ne de aşırı sıradan. Zaten ufak bir çalışma için de gereğinden fazla para harcanmasını ve kendisine aşık edecek bir şey beklemiyordum. Tabi ki ara sıra hiç düşünülmeyen cevherler denk düşebiliyor ama buradaki durum maalesef onlardan değil.

“Fan service” işini de unutmamak lazım. Bir seri kötüyse ve izletilmesi gerekiyorsa, en kolay formüle başvurulur ve çekik gözlülerin fetişlerinden olan “küçük ve sevimli kız” ile “etrafında bir sürü hatun toplanan esas oğlan” konsepti uygulamaya konur. Burada da o açığı hemen kapatmışlar.

Önce Athena için küçük kız figürü oluşturulmuş. Onun etrafında bir hikaye yazılmış ve kahramanımıza bağlanmış. Sonra bizim oğlanı almışlar, etrafına bir sürü hatun toplayacak bir hikaye sarmalı hazırlamışlar. Bu ikisi de yetmemiş, kahramanımızın tanrıları öldürebilmesi için gereken bilgileri almasını “hatunlarla öpüşerek” edinmesini oturtmuşlar. Böylece hizmet sektöründeki olayları tamamlanmış ve belli bir getiriyi garantiye almışlar.

Çok fazla kötülemek istemiyorum ama genel olarak kötü bir anime olduğunu rahat rahat belirtebilirim. Sıradan bir anime izleyicisi için eğlenceli, biraz daha seri takibi yapmış olanlar için de çıtır çerez olabilir ama elinin altından tonlarca anime geçmiş insanlar için tam anlamıyla “sıradan” bir izlemelik.

 

Bölümler;

Tale of the Beginning
The Landscape with a King
From Afar, an Enemy Comes
Rogue Athena
Unpleasant Days
The Kings Converse
Wind, Rain, Wolf
A Hero Arrives
The Missing King
The Turbulent Demon King, the Sun Hero
Princess Shrine Maiden of the Long Sword
The Sword of Ama no Murakumo
Tale of the God-Slayer

 

“Hoşuma Giden Şeyler”in kralı. Anime sever, Beşiktaş aşığı, kafasına esen animelerin altyazılarını yerelleştirmeye çalışır.
Arada anime inceler, genelde ters köşe olma ihtimali olan cümlelere sahiptir.

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir